Tükenen Hayatımız

 

TÜKENEN HAYATIMIZ

Tüm bildiğimiz şey, farkında olmadan, her şeyi tüketmek. Yiyecek ve içecek dışında geriye kalan her şeyi de bilinçsiz bir şekilde tüketmekten bahsediyorum. O kadar hızlı yaşıyoruz ki, hiçbir şeyin tadını alamıyoruz. Bir işin peşine takılıp gidiyoruz ama giderken ne hissettiğimizi, yolda olup bitenleri, gökyüzünü, çiçeği, böceği, kuşları, insanları ve daha acısı hiçbir şeyi göremiyoruz. Bize hissettirdiği şey ne farkında bile olamıyoruz.

Kendimize yetemediğimiz, kendimizi tükettiğimiz bir hayat var şimdilerde… Acıktığımızda yemeği öyle bir yiyoruz ki, amacımız sadece karnımızı doyurmak oluyor. Yemeğin tadı nasıl; tatlı mı, acı mı, katı mı, sıvı mı, bana hissettirdiği duygu ne, neyi anımsattı…

Hiçbiri umrumuzda değil. Çünkü farkında değiliz. Çünkü anda kalmayı, yavaşlamayı, sakinliği, fark etmeyi bilmiyoruz… Hanginiz eline bir meyve aldığında direkt yemek yerine, önce onu kokladı, elledi, dış yüzeyine dokunduğu an ne hissettiğine dair detaylı bir şekilde inceledi? Ağzına attığında tadının neye benzediğini, hangi dil bölgesinde daha çok o tadı hissettiğini veya yediği andan itibaren hangi anıyı anımsattığını düşündü? Belki birkaçımız, belki de hiçbirimiz…

Gittikçe kalabalıklaşan bu dünyanın içinde bir şeylere yetişmeye çalışırken, kendimize ve bize iyi gelecek şeylere çok geç kalıyoruz. Gelin biraz yavaşlayalım, biraz sakinleşelim, biraz farkında olalım… Neyi neden yaptığımızın, ne hissettiğimizin, neyi istediğimizin, duygularımızın, davranışlarımızın…her şeyi biraz akışına bırakıp, usulca, tüketmeden, farkında olarak, tadını alarak, yavaşça, çok yavaşça yaşayalım… Acele işe şeytan karışır deyimini hatırlatırım hepimize.

Bırakın zaman aksın, acelemiz yok, ‘şu an nefes alıyoruz ve buradayız’… Çok şükür ki buradayız ve burası hiç bu kadar güzel olmamıştı. Farkındalığımızın daha çok arttığı günlere inşallah…

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top