İman Süzgecimizde Filistin

İman Süzgecimizde Filistin

‘’Artık çocukların, el kadar masum bebeklerin, kadınların, adamların, kısacası insanların parçalanmış cesetlerini görmek istemiyorum, nefesim daralıyor, bakmak istemiyorum’’ diyerek kapatıyorum telefondaki görüntüleri. Zihnimi başka şeylerle dağıtmak adına dışarı çıkıp yürüyüş yapıyorum. Parkta oynayan çocukları görünce, ‘Filistin’de yaşayan çocukların manzarasının da bu olması gerekmez miydi? Onların da oyun çağı değil miydi… Onlar da gülüp oynamayı hak etmiyorlar mıydı?’ diye kendimi sorgularken buluyorum.

Birkaç adım öteye atıyorum adımlarımı. Dağılsın düşüncelerim, çocuklardan biraz uzaklaşayım derken; binalara ilişiyor gözüm. Evinde otururken ansızın bomba sesleriyle enkaza dönüşen o beton yığınları geliyor aklıma. ‘Belki de tüm aile bir masa etrafında toplanmış yemeklerini yiyorlardı, ya da bir çocuk usulca çizgi film izliyordu televizyondan, ya da bir bebek annesinin sütünü içiyordu… Ama bir anda uğultulu bir sesle enkaza döndü hayatları’ diyorum… Yok dağılmıyor düşüncelerim. Ama dağıtmaya kararlıyım ya, bir kahve içeyim en iyisi diyorum.

Giriyorum bir kafeye… Kahvemi yudumlarken acı bir tat geliyor ağzıma. İsrail’e açıkça desteklerini belli eden firma ve markalarını düşünüyorum. Bu zamana kadar bilinçli ya da bilinçsiz kullandığım tüm o markaların, yediğim yiyeceklerin, içtiğim içeceklerin kahrını çekiyorum. Tövbe diyorum… Ağzım kana bulanmış gibi hissediyorum. Midemde kardeşlerimizin kanı varmış gibi acı bir hisle kahveyi içmeyi bırakıp nasıl boykot edebilirim diye düşünüyorum. Belki zamanında anlamlandıramıyordum ama artık soykırıma dayanan bu vahşete gözümü yummak, onların kul hakkına girmek ve ihanet etmek gibi geliyor. Öyle düşünüyorum…

Anlamlandırdığım şeyin az olmadığını, az’ların çok olacağını fark edince, İsrail’e destek veren tüm firmaları araştırmaya başlıyorum. Önüme sayısız liste çıkıyor ve korkuncu da şu ki, hepsi bu zamana kadar kullandığım markalar… İçim acıyor. Filistin’e giderek bir şey yapamıyorsam da, kardeşlerimizin üzerine bomba gibi yağan o markaları terk etmenin de bir cihat olduğuna kanaat getirerek, yönümü,yolumu,tercihimi artık alternatif firmalara çeviriyorum.

Olması gereken de bu zaten. Öyle değil mi? Hangimiz göz göre göre İsrail’e desteğini açıklayan ve kardeşlerimizi kan gölünün içinde boğan o ürünleri almak ve kullanmak ister ki? Ne yazık ki nisyan kökünden türediğimiz ve alışkanlıkların üzerimize etiket gibi yapışmasından ötürü bir süre sonra bu yaşanılanları da unutup o meşhur kahve markasının dükkânında kendimizi otururken bulacağız. Böyle olacak… Ama böyle olmamalı. Burada da ben iman çizgisinin ve süzgecinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Benim yapmamla, benim değişmemle, benim boykot etmemle ne olur ki demeden; adım atmalı. Çünkü bir’ler bin olur, çünkü insan değişmedikçe toplum değişmez, çünkü düşünceler davranışları şekillendirir.

O yüzden bugün ne yiyorsan, ne içiyorsan, evine hangi ürünü alıp kullanıyorsan iman süzgecinden geçirerek yap. Yap ki, bugün yaşanılan bu soykırımı daima hatırlayasın. Filistin’de zulüm gören ve vefat eden kardeşlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralılara acil şifa ve onlara dayanma gücü diliyorum… Katil olup, arkasında duranları da Allah’a havale ediyorum. Duamızla, gönlümüzle, fiili davranış ve eylemlerimizle Filistin’in yanındayız!

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top