Sevgili Bilinmeyen


Sevgili Bilinmeyen

Sevgili bilinmeyen,

Ben bilinen ama hiç bilinmek istemeyen o kişiyim. Sözlerime nereden, ne şekilde başlayacağımı bilemiyorum, burada havalar soğuk gidiyor, kuşlar çoktan başka ülkelere göç etti, ben ise yuvası yanan ve hâlâ oraya çalı çırpı taşıyan bir serçe kuşu gibiyim. 

Belki de buradan başlamam gerekiyordur. Nasıl hissettiğimle alakalı olan durumdan söz ediyorum. 

Birilerine bir şey anlatmak çoğu insan için elzem bir durumdur. Çünkü insan, anlaşılmak ve anlamak üzerine yoğrulduğu için, bunlardan biri veya ikisi olmadığı vakit, kendi içine çekilmek ve kendine anlatmakla buluyor çareyi. Çünkü insanı en çok yaralayan şey, en yakını bildiği kişinin aslında onu hiç anlamamasıyla başlıyor. 

Bir yabancıya anlatmanın verdiği cesaret ve rahatlık hissinin ardına sığınarak cümlelerimi ivedilikle huzuruna sunuyorum. Biliyorum, onlar gibi yapmayacaksın. ‘Anlıyormuş, dinliyormuş, ilgiliymiş, seviyormuş, hissediyormuş…’ gibi. Mış ve muş eklerinin sana da soğuk ve ürpertici geldiğini bildiğimden, aslında beni dinleyenin yine bana hem uzak hem de bir o kadar yakın olan ben olduğunu bildiğimden, anlatacaklarımdan ve anlaşılmamaktan korkmuyorum. İlk kez korkmuyorum, çünkü beni anlayanın o bilinmeyen olduğunu biliyorum.

Uzun süredir kendimi yalnız hissediyorum ve bu yalnızlık hissinin bende yara açacağını düşünmeme karşın, mutluluk verdiğini söyleyebilirim. Hayatıma sayısız insan girdi… Hepsinin anıları zihnimde tazecik, bayatlayanlar da olmadı değil hani; fakat her şeyi en yalın haliyle hatırlıyorum. Bu bence hassas kalbi olanlara çok ağır bir yük. Sanırım takıntılı düşünceleri olan biriyim, onları unutmak istediğimden de emin değilim, her birinde kendimi bulduğum, hatalarımdan ders aldığım ve yeni baştan oluşum gösterdiğim bir ben var. Bu yüzden teşekkür ediyorum, fakat o zamanlar teşekkür yerine saydırıyordum. Sorun değil. Sorun şu an ne hissettiğim ve gördüğüm. Dönüp geçmişe baktığımda, kendimi geçmişteki benden daha sağlam ve güçlü görüyorsam, bir şeyleri başarmışım demektir. Biliyorum, seni de sayısız insan üzdü. Biliyorum, ben gibi hissettiğin çok sancılı o gecelerin sabahını zor ettin. Biliyorum, geçmeyecek sandın. Biliyorum, bir daha olmaz, güvenemem ve ben iflah olmam dedin.

Biliyorsun, şimdi çok daha güzelleştin. İçindeki sen ile. Büyüdün yaralarınla, o yaraları üfleyen ve iyileştiren yine hep sen oldun.

Biliyorsun, şimdi seni kolay kolay kimse yıkamaz.

Sana bunları hiç bilinmeyen o yerden yazıyorum. Bir sürü anılar biriktirdim kendimden. Parmaklarını ıslatıp çevirdiğin her sayfada, her telden çaldığım ve yazdığım nice yaşanmış ve yaşanmamışlıkların sende hissettirdiği yakınlığı sevgiyle kucaklayacağını biliyorum.

Nasıl bu kadar mı eminim?

Çünkü biz biraz birbirimize benziyoruz.

Sana her çiçekten bir bal sunacağım, tatları farklı olsa da çiçeklerin özü hep aynı. Çiçek, çiçektir. 

Sana kendimden ve yaşadıklarımdan bahsederken, kendinden mutlaka bir parça bulacağını bildiğimden mesrur yüreğim. 

Şimdi sen kendine bir kahve veya çay yap gel, başlayalım yaşanmışlıklarımıza, yaşayamadıklarımıza, yaşayacaklarımıza… 

Yüreğin ferah olsun, dualarla buluşturduk solgun çehremizin kırık busesini, şimdi yaşamak, yaş alabilmek, umut edebilmek, sevebilmek ve kendimiz olabilmek adına sıyrılıyoruz çoğu şeyden. 

Laisser un commentaire

Votre adresse e-mail ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *

Retour en haut